18.3 C
Osmaniye
27 Şubat 2021
Politika - Siyaset

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan çiftçilere müjde

, Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan çiftçilere müjde, Osmaniye Haber - Osmaniye Haberleri - osmaniyemhaber.com, Osmaniye Haber - Osmaniye Haberleri - osmaniyemhaber.com


Cumhurbaşkanlığı Kabinesi toplantısı sonrasında kameraların karşısına geçen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Irak’ın kuzeyindeki Gara bölgesine meydana getirilen harekatla söz konusu görüşmede ayrıntılar üstünde durulduğunu deklare etti. Bu harekatta şehit düşen 3 asker ile PKK’lı teröristler tarafınca katledilen 13 kişiye Tanrı’tan rahmet, yakınlarına ve Türk milletine baş sağlığı diledi. Türkiye’nin terörle mücadelesine ilişkin data veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye 40 senedir bölücü terörle savaş eden, bu uğurda pek fazlaca kayıplar veren, acılar çeken bir ülkedir. Bu süreçte devlet olarak her yolu deneyerek terör bataklığını kurutmaya çalıştık. Ülkemizin siyasal ve toplumsal çalkantıyla boğuştuğu dönemler, terörün en fazlaca azmış olduğu seneler olmuştur. Örneğin 1990’lı yılların kaotik ortamında terör örgütü, hem askerlerimiz, güvenlik güçlerimiz ile öteki kamu görevlilerimize, hem de sivil vatandaşlarımıza karşı acımasız saldırılar gerçekleştirmiştir. Örgütün bu zamanda yapmış olduğu katliamlarda bebeklerden çocuklara, kadınlardan yaşlılara kadar fark gözetilmeksizin hepimiz hedef alınmıştır.


Milletimiz birlik ve beraberliğine haiz çıkarak, devletimiz de tüm kurumlarıyla kuvvetli bir savaş vererek gözünü kin ve kan bürüyen örgütün hedefine ulaşmasını engellemiştir. Bölge ülkelerinin ve küresel güçlerin piyonu haline dönüşen teşkilat, bir süre kendi kabuğuna çekilmiştir. Türkiye üstünde hesabı olan çevreler, 2013 yılından itibaren pek fazlaca vasıta ile beraber PKK’yı da tekrardan harekete geçirdiler. Bu zamanda terör meselesini suhuletle çözüme kavuşturmak için tüm risklerini göze alarak çeşitli adımlar attık. Hiçbir insanımızın kanı dökülmesin, yüreği yanmasın, analar ağlamasın, çocuklar yetim kalmasın diye her çeşit gayreti samimiyetle gösterdik. Buna karşın milletimizin birliğine, ülkemizin bütünlüğüne göz diken çevrelerle beraber hareket eden terör örgütü tekrardan eylemlere başladı.


Bilhassa 2015 Temmuz ayından itibaren yoğunlaşan saldırılar çeşitli ilçelerimizin çukurlarla kuşatılmaya çalışılmasına kadar mevcuttu. Sur, İdil, Cizre, Silopi, Nusaybin, Derik, Dargeçit ilçelerimizde yaşanmış olan hadiseler güvenlik kuvvetlerimizin müdahalesi ile bastırılmıştır. Yalnız bununla kalınmamış sınırlarımız içinde kapsamlı terör operasyonları yürütülmüştür. Bu saldırıların arkasından gelen 15 Temmuz darbe girişimi terör vakalarıyla ülkemizde oluşturulmak istenilen iklimin aslolan amacını ortaya sermiştir. Türkiye’ye terörden darbeye her yöntemi kullanarak diz çöktürmeye çalışanlara karşı milletimiz, istiklaline ve istikbaline canı pahasına haiz çıkarak zamanı bir ders vermiştir.


Yalnız 15 Temmuz gecesi 251 kardeşimiz şehit olurken, 2 bin 734 kardeşimiz de yaralanarak gazilik unvanı ile şereflendi. Cenup sınırlarımız süresince oluşturulmaya çalışılan terör koridorunu kırmak için de fazlaca sayda harekat gerçekleştirdik. Fırat Kalkanı ile başlayan Zeytin Dalı, sulh pınarı ve Bahar kalkanı ile devam eden bu harekatlar ile birlikte Suriye sınırlarımızın mühim bir bölümünü güvenli hale getirdik. Irak sınırımızın ötesinde de terör örgütünün ülkemize sızmasını önlemek suretiyle kalıcı üs bölgeleri oluşturduk” şeklinde belirtti.


“Etkisiz hale getirilen terörist sayısı 17 bin 750’yi bulmuştur”


Cumhurbaşkanı Erdoğan son 5 yılda meydana getirilen operasyonlarda terör örgütüne büyük darbe vurulduğuna vurgu yaparak, “Ülkemizin temmuz 2015 yılından bugüne dek sınırları içinde ve sınırları haricinde yürüttüğü operasyonlarda verdiği şehit sayısı 401’i asker, 443’ü jandarma, 299’u polis, 116’sı güvenlik korucusu olmak suretiyle toplam bin 259’dur. Tekrar bu zamanda terör örgütlerinin saldırılarında 770 vatandaşımız yaşamını kaybederken, 5 binin üstünde vatandaşımız yaralanmıştır.


Buna karşılık aynı dönemde yurt içinde 6 bin, yurt haricinde 6 bin 900 olmak suretiyle toplamda 12 bin 900’ün üstünde terörist imha edilmiştir. Bu operasyonlarda bin 300’yakın terörist yaralı, tekrar bin 300’ü aşkın terörist sağ ele geçirilirken, 2 bin 243 terörist de teslim olmuştur. Bu şekilde etkisiz hale getirilen terörist sayısı 17 bin 750’yi bulmuştur. Bir başka ifade ile terör örgütünün senelerce uğraşarak kurduğu kadronun mühim bir kısmı bu 5 senelik süreçte büyük seviyede bertaraf edilmiştir. Elbet tek bir şehidimizin tırnağını bile bu teröristlerin topuna birden değişmeyiz. Fakat milletimizin her bir ferdinin ülkesinin istiklali ve istikbali söz mevzusu olduğunda karşısındaki ister terörist olsun, ister darbeci, gözünü kırpmadan şehadete yürüyeceğinden kimsenin şüphesi olmasın.


Burada sayı olarak ifade ettiğimiz her bir şehidimizin, her bir gazimizin, hatta her bir teröristin sonunda bir can bulunduğunu asla unutmuyoruz. Biz ne batılılar benzer biçimde insanı metalaştıran, ne PKK ve DEAŞ benzer biçimde sapkın örgütler benzer biçimde körü körüne ölümü yücelten, ne de FETÖ’cüler benzer biçimde iradesini tek kişinin eline teslim eden bir anlayışa haiz değiliz. Medeniyetimizin temelinde ‘insanı yaşat ki, devlet yaşasın’ anlayışı vardır” diye belirtti.


Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyleki devam etti:


“Biz inancımız ve değerlerimiz yolunda savaş ederken şehitlik ve gazilikle müşerref olmayı en üstün nitelik olarak kabul ederiz. Bu vasıfları öteki toplumlardan ayırt edici özelliklerimiz olarak iftiharla taşırız. Fakat bizim elimizde tek bir masumun kanı yoktur, olmamıştır, olmayacaktır. Bizim geçmişimizde tek bir coğrafyanın yada toplumun sömürülmesinin ayıbı yoktur, olmamıştır, olmayacaktır.


Bizim sırtımızda kendi çıkarı için dünyanın kalanını ateşe atma bencilliğinin kamburu yoktur, olmamıştır, olmayacaktır. Ne ecdadımızdan bu şekilde bir miras aldık, ne kendimiz bu şekilde bir zillete bulaştık, ne de evlatlarımıza bu şekilde bir utanç bırakacağız. Türkiye’yi kimi zaman zamanı ile kimi zaman halen yürüttüğü harekatları ve izlediği politikaları ile yargılamaya kalkanların asla birinin geçmişi ve bugünü böylesine tertemiz değildir. Katran karasından beter halleri ile ülkemize insanlık, hak, hakkaniyet, özgürlük, demokrasi dersi vermenin peşine düşenlere diyorum ki, ilkin siz aynaya bakın ve kendi gerçeklerinizle yüzleşin.


Sırca köşklerinizin en minik bir krizde, en minik bir sarsıntıda, en minik bir rüzgarda iyi mi temellerinden sarsıldığını biz görüyoruz. Inanırım sizler de farkındasınız. Biz ise binlerce senelik köklü geçmişimizde nice fırtınalar atlattık, Tanrı’ın izni ile nicelerini de sapa sağlam atlatırız. Biz hiçbir süre zalim olmadık, zalimin yanında yer almadık, zalime teslim olmadık.


Çünkü biz daima mağdura kucak açtık, mazluma el uzattık, hakkını arayanla beraber olduk, hukukunu koruyanın safını tercih ettik. Suriye’de, Libya’da, Karabağ’da, Somali’de, Filistin’de, Irak’ta, Bosna’da, Kıbrıs’ta bunu yaptık, velhasıl müdahil olduğumuz her yer de aynı onurlu tavrı gösterdik. Eğer bunun için bir karşılık ödememiz gerekiyorsa da ödedik. Bu bedeli yeri geldi sokaklarımız karıştırılarak ödedik, yeri geldi siyasal kaos denemesiyle ödedik, yeni geldi terör örgütleri sınırlarımız içinden ve dışından üzerimize salınarak ödedik, yeri geldi darbe girişimi ile ödedik, yeri geldi ekonomik tuzaklar ile ödedik, yeri geldi internasyonal alanda haksız, hukuksuz baskılara maruz kalmış olarak ödedik. Fakat hiçbir süre eğilmedik, hiçbir süre diz çökmedik, hiçbir süre teslim olmadık. Milletimizle beraber bir olduk, iri olduk, diri olduk, sürekli beraber kardeş olduk, önümüze çıkan tüm engelleri aşmayı başardık.”


“Bizlere parmak sallama riyakarlığına yönelmeleri yalnız midemizi bulandırıyor”


Terörle savaş meselesinin her çeşit siyasal çekişmenin, hesabın, günlük polemiklerin üstünde tutulması ihtiyaç duyulan ulusal bir mevzu bulunduğunun altını çizen Erdoğan, “Ülkemizin bütünlüğü, milletimizin birliği ile söz konusu bu şekilde kritik bir mevzuda her siyasal partinin mesuliyet duygusu ile hareket etmesini beklemek en temel hakkımızdır. Şu şekilde kalplerinden gelen bir his ile tam tarifini yaparak amasız, fakatsız, lakinsiz bir halde terör örgütünü kınamayan asla kimse kendini bu ülkenin partisi, bu ülkenin siyasetçisi olarak taktim edemez. PKK ile arasına mesafe koyamadığı için bizim nezdimizde hiçbir süre gerçek bir siyasal kurum haline gelemeyen bir parti var. Bu parti kendi resmi hesabından PKK ile irtibatlarını belgeleyen bir paylaşımda bulunmuş olduğu için İletişim Başkanımızı ‘hesap vereceksiniz’ diye tehdit ediyor. Terbiyesize bak. Alçaklıkta demiyorum, çukurlukta sınır tanımayan bu terör örgütü yardakçılarına Cumhur İttifakı olarak diyoruz ki, aslolan bu millet sizden, ilkin şehidimizin, onca gazimizin hesabını soracak. Hem de bu şekilde bir soracak ki, tekrar kimse benzer ihanetlere girişim edemeyecek. Hadi bunlar tescilli terör yardakçısı.


Peki bu ülkenin ikinci büyük partisi durumundaki CHP’ye ne oluyor. Kılıçdaroğlu dün tekrar çıktı tamamı yalan, tamamı yanlış, tamamı hezeyan olan oldukça fazla zırvayı arka arkaya sıraladı. Arada bizlere güya sorular soruyor, bu soruları dünyadan ve ülkemizden haberi olmayan, tüm ömrü kuytu köşelerde geçmiş bir meczup sonrasında diyeceğiz ki mazurdur. Fakat bu şekilde değil. CHP’nin başındaki adamcağız yaşamının bir kısmı memuriyetle, konaklayan kısmı siyasetle geçmiş, kasetle gelmiş te olsa bunca senedir CHP’nin Genel başkanlığı koltuğunu cebren ve hile ile işgal etmiş bir adamcağızdır.


Buna karşın bu şekilde sorular sorabiliyorsa biz bunun arkasında başka niyetler ararız. Söylediklerine bakarak her şeyden ilkin bu zatın PKK terör örgütünün iyi mi bir alçak yapı olduğundan, bu güne kadar hangi katliamları yaptığından, kimlerden destek aldığından, insanlıkla uzaktan yakından ilgisi bulunmadığından habersiz bulunduğunu anlıyoruz. Tekrar bu zatın terörün internasyonal boyutundan, terör örgütlerinin internasyonal alanda iyi mi bir aparat olarak kullanıldığından, internasyonal ilişkilerin görünen ve görünmeyen boyutlarıyla iyi mi yürüdüğünden zerre kadar malumatı olmadığını görüyoruz.


Bu operasyonun sorumlusu elbet aynı zamanda Başkomutan ve yürütmenin başı olan Cumhurbaşkanından Ulusal Müdafa ve İçişleri Bakanlıklarına, askerinden polisine ve istihbaratçısına kadar tüm mensuplarıyla Türkiye Cumhuriyeti Devletidir. Bunlar kendilerini herhalde bu devletin bir mensubu olarak görmedikleri için, bunun için olsa gerek, geçmişte Suriye’den Karabağ’a, Libya’dan Doğu Akdeniz’e kadar yaptığımız hiçbir operasyonu bilindiği üzere sahiplenmediler. Biz milletimizle beraber gerektiğinde yeri düvele meydan okuyarak, gerektiğinde büyük çatışmaları göze alarak, gerektiğinde tüm gücümüzle haykırarak, gerektiğinde sessizce bu harekatları gerçekleştirdik. Terör örgütünü samimi bir kınam yapmaya dilleri varmayanların yaşanmış olan acı hadise karşısında şahsımızı ve devleti suçlama mevzusunda gösterdikleri canhıraş gayreti ibretle takip ediyoruz.


Türkiye’nin terör örgütlerine karşı yürüttüğü mücadeleyi destek vermeyip, tam tersine her fırsatta açıkca yada kurnazca teröristlere arka çıkanların acı verici bir hadise yaşandığında kürsüden bizlere parmak sallama riyakarlığına yönelmeleri yalnız midemizi bulandırıyor.


Oysa dün Ulusal Müdafa Bakanımız ve İçişleri Bakanımız bizzat gidip operasyonla söz konusu hem CHP’nin başındaki zatı hem de İyi Parti Genel başkanını bilgilendirdiler. Ek olarak bakanlarımız TBMM Genel Kurulunda tüm milletvekillerimize de mevzu ile söz konusu ihtiyaç duyulan izahatı verdiler. Meydana getirilen bilgilendirme toplantısının derhal arkasından CHP grup toplantısında sergilenen pespayelik söz mevzusu zatın rezil karakterinin artık iyice bildiğimiz, tanıdığımız tezahüründen başka bir şey değildir. Geçtiğimiz Çarşamba günü grup toplantımızda CHP’nin belediyecilikteki başarısızlıklarına dikkat çekmek için söylediğim bir ifadeyi Gara’daki operasyonla ilişkili hale getirecek kadar alçalabilen bu süfli zihniyet karşısında adeta sözün bittiği yerdeyiz. İlk seçimde bu zatın hak etmiş olduğu dersi son kere alacağına inanıyorum. Bu şekilde bir mevzuyla huzurlarınıza çıkmak mecburiyetinde kaldığım için bizi dinleyen her bir vatandaşımdan helallik isterim” ifadelerini kullandı.


“Biz Samanyolu Galaksisi diyoruz, onların aklı hala samanda”


Aya ulaşmanın yada uzaya bir Türk vatandaşını göndermek benzer biçimde hedeflerin yalnızca birkaç adım ötede bulunduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ulusal Uzay Programının ve Türkiye’nin bu alandaki vizyonunun milletimizce büyük bir coşku ve teveccüh ile karşılandığını görmek bizi memnun etti. Ek olarak bu milletin derdiyle dertlenemediği benzer biçimde heyecanını paylaşamayan, başarılarıyla gururlanamayan nasipsizler burada da derhal kendilerini gösterdiler. Biz Samanyolu Galaksisi diyoruz, onların aklı hala samanda. Dünyanın dört bir tarafındaki uzman ve araştırmacılar tarafınca da taktirle karşılanan bu vizyonel atılıma ‘uzay masalı’ diyecek kadar küçüldüler.


Geleceğe attığımız her adımı ‘yapamazsınız, başaramazsınız’ diyerek önemsizleştirmeye çalışanları kendi masal dünyalarında bırakıp en iyisini yaparız demeye devam edeceğiz. Bu yolda attığımız mühim adımlardan bir diğeri olan Türkiye’nin otomobili Projesi de son sürat sürüyor. Geçtiğimiz yıl Gemlik’te temelini attığımız inşaatı gece gündüz sürüyor. Şuana 35 bin zemin güçlendirme kolonu yapım edildi, boya, enerji ve beden binalarının alt yapı çalışmaları tamamlandı. Otomobilimizin teknolojik donanımına ilişkin de geçtiğimiz hafta mühim bir adım attık. Meteoroloji Genel müdürlüğü ile Türkiye’nin Otomobili Girişim Grubu içinde meteorolojik verilen anlık paylaşımına yönelik bir işbirliği gerçekleştirildi.


Bu sayede TOGG meteorolojinin anlık verilerinden yararlanarak sürücüyü uyarırken, suni zeka ara yüzü ile birlikte kendisini de geliştirecek. Fikri iyelik haklarının tamamı size ilişkin olan bir otomobile haiz olduğunuzda işte bu şekilde hangi teknolojiyi isterseniz onu aracınıza ekleyebiliyorsunuz. Eğer bu vasıta Türkiye’nin yerli ve ulusal otomobili olarak geliştirilmeseydi bu şekilde bir imkanı da elde edemeyecektir. İnşallah bu ve benzeri birçok yenilikçi teknoloji ile TOGG hedeflediğimiz tarihte milletimizin hizmetine sunulacak” şeklinde belirtti.


“IMF Türkiye’nin yüzde 1,2 büyüyeceğinde önceki tahminini güncellemek zorunda kaldı”


2020 yılının son ayına ilişkin endüstri üretim verilerinin açıklandığını, buna nazaran endüstri üretiminin beklentileri aşarak bundan önceki senenin aynı ayına nazaran yüzde 9 artış gösterdiğini söyleyen Erdoğan, “Bu şekilde 2020 yılının son çeyreğinde endüstri üretimini en fazlaca artıran G-20 ülkesi olmayı başardık. Endüstri üretimindeki bu kuvvetli artış Türkiye’nin 2020 yılını pozitif gelişme ile kapatacak ender ülkelerden bulunduğunu bir kez daha teyit etti. Hatırlayacaksınız, salgın başladığında IMF Türkiye’nin 2020’de yüzde 5 daralacağını öngörmüştü, bugün geldiğimiz noktada IMF Türkiye’nin yüzde 1,2 büyüyeceğinde önceki tahminini güncellemek zorunda kaldı. Bu süreçte üreterek büyüyen Türkiye için durmak bilmeden çalışan sanayicilerimizi ve emekçilerimizi kutlama ediyorum.


Tedarik zincirlerinde yaşanmış olan tüm aksaklıklara karşın üretim sektörümüz bırakın yurt içi talebi karşılamayı, internasyonal taahhütlerde tüm dünyaya örnek olacak bir çaba ortaya koydu. Nitekim bu başarı ihracatımıza da yansıdı. Geçtiğimiz yıl 169,5 milyarlık bir ihracat rakamına ulaşarak küresel ihracat içindeki payımızı ilk kere yüzde 1’in üstüne çıkarttık. Küresel direkt yatırımların yüzde 42 gerilediği bir dönemde Türkiye yaklaşık olarak 8 milyar dolarlık internasyonal direkt yatırım çekmeyi başardı. Ana para piyasalarından otomobil ve konut satışlarına kadar her alanda ümit verici yükselişlerin yaşandığı bir yılı geride bıraktık. Ekonomimizin bu zamanda gösterdiği performans inşallah salgın sonrası süreçte ülkemize duyulan itimatı fazlaca daha üst seviyelere taşıyacaktır” diye belirtti.


Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan çiftçilere müjde


Kısa çabalama ödeneğinin süresini son kere olarak Mart ayı sonuna, asgari ücretteki artış miktarı kadar yükseltilen nakdi ücret desteğinin süresini de 17 Mart’a kadar uzatıldığını söyleyen Erdoğan, çiftçilere gübre desteği ile söz konusu 2 müjde verdi. Erdoğan, ”Bay Kemal fazlaca heyecanlanıyor, acaba bu müjde neydi diye, yine edeyim, gübre desteklerini küresel emtia fiyatlarında yaşanmış olan gelişimleri göz önünde bulundurarak yüzde 100 artışla 2 katına çıkartıyoruz. Buğday, arpa, çavar, yulaf benzer biçimde hububat ürünlerinde dekara 8 lira olan desteği 16 liraya yükseltiyoruz Bay Kemal. Organik ve organomineral gübre kullanan üreticilerimize ise ilave olarak dekara 10 lira olan destekleme ödemesini dekara 20 liraya yükseltiyoruz Bay Kemal. Bu destek ödemeleri çiftçilerimizin kaynağa en fazlaca gerekseme duydukları ilkbahar döneminde hesaplarına yatırılacaktır. Çiftçilerimiz üretmeye devam ettikleri müddetçe bizler de onları desteklemeyi sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.


Derya Yetim – İlker Turak

 

Bu bir ankara taksi haberidir.
Bu bir bursa taksi haberidir.
Bu bir antalya taksi haberidir.

İlgili Mesajlar

Türkiye Değişiklik Partisi’nde vazife dağılımı

haberadmin

Suudi Arabistan ve Katar’ın bugün antak kalma imzalaması bekleniyor

haberadmin

Bakan Akar, Kore Büyükelçisi Lee'yi kabul etti

haberadmin

Yorum Yap