18.3 C
Osmaniye
27 Şubat 2021
Politika - Siyaset

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ‘Bizim Yunus’ Yılı Açılış programında belirtti

, Cumhurbaşkanı Erdoğan, ‘Bizim Yunus’ Yılı Açılış programında belirtti, Osmaniye Haber - Osmaniye Haberleri - osmaniyemhaber.com, Osmaniye Haber - Osmaniye Haberleri - osmaniyemhaber.com


Cumhurbaşkanı Erdoğan, Beştepe Millet Kurultay ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen “Bizim Yunus” Yılı Açılış Töreni’ne katıldı. Program, Gara şehitleri için okunan Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başladı. Erdoğan da, konuşmasının başlangıcında şehitler için Fatiha okudu. Yunus Emre’nin “Ben gelmedim dava için, benim işim sevgi için, dostun evi gönüllerdir, gönüller yapmaya geldim, Yunus emre aşık olmuş, maşukun derdinden ölmüş, gerçek erin kapısında halim arz etmeye geldim” dizeleri ile konuşmasına başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, vefatının 700. sene-i devriyesinde Yunus Emre’yi rahmet ve minnetle yad etti.


2021 senesinin Türk zamanı ve kültürü açısından oldukca mühim yıl dönümünü barındırdığını söyleyen Erdoğan, bu yıl İstiklal Marşı’nın kabul edilişinin 100. yılı olmasının ile birlikte Hacı Bektaş-ı Veli Hazretlerinin ebediyete irtihalinin 750. sene-i devriyesi bulunduğunu söylemiş oldu. Bu kadar mühim olan 2021 senesini manasına yakışır şekilde anlamak istediklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu amaçla 2021 yılını İstiklal Marşı, Yunus Emre ve Hacı Bektaş-ı Veli yılı duyuru ettik” diye belirtti.


UNESCO’nun 2021 yılını Yunus Emre’ye adadığını ifade eden Erdoğan, bu konudaki desteklerinden dolayı Azerbaycan, Bosna Hersek, Şimal Makedonya ve Özbekistan’ın UNESCO’daki temsilcilerine teşekkür etti.


“Yunus Emre’yi her dem taze tutan sır işte bu aşktır”


Yunus Emre’nin hayatına ilişkin data veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “1071 Malazgirt Zaferi’nin derhal arkasından ecdadımızın bu topraklarda inşa etmiş olduğu camiler, medreseler, kütüphaneler, çeşmeler, köprüler, çarşılar, hanlar ve kervan saraylar Anadolu’ya yeni bir kimlik kazandırmıştır. Tüm bu eserlerin ile birlikte Türk İslam mührünü bu topraklara vuran aslolan kurum dergahlar olmuştur. Hoca Ahmet Yesevi’den aldıkları destur ile Türkistan’dan Anadolu’ya hicret eden dervişler bu yeni vatanın dört bir yanında dergahlar kurdular. İlerleyen vakit içinde Hacı Bayram-ı Veli, Aziz Mahmud Hüdai, şeyh Şaban-i Veli benzer biçimde nice Hak aşığını yetiştiren bu dergahlar sevgi, acıma ve kardeşlik ikliminin Anadolu’yu kuşatmasını sağlamış oldu.


Bir taraftan gaziler eli ile şehirleri fetheden ecdadımız, öteki taraftan ilim, irfan, hikmet ehli bilgiler marifetiyle gönüller kazanmıştır. Fütuhat ile fütüvvetin el ele kök salmış olduğu bu geniş coğrafyada dünya tarihinin akışını değiştiren büyük bir uygarlık atılımı gerçekleşti. Asırlardır dilden dile aktarılan şiirleri ile gönüllerimizde taht kuran Yunus Emre de bu dergahlardan birinde yetişmiş, Aşık Yunus olmuştur. Hacı Bektaş-ı Veli Hazretlerinden nefes almak, bu niyetle çıkmış olduğu yol onu Taptuk Emre Hazretlerinin dergahına götürmüştür. Gönlündeki ilim, terbiye ve sevgi deryasından müritlerine bolca bolca ikramda mevcut olan Taptuk Emre, Yunus Emre’yi bir insanı kamil olarak yetiştirdi.


Yunus, Taptuk Emre’nin ocağında 40 yıl süresince yavaş yavaş piştikten sonrasında ebediyeti kazanma, rızaya erme, teslimiyete varma, hayata ve mahlukata aşk nazarıyla bakma yolunun mihmandarı oldu. ‘Tanrı güzeldir, güzelliği sever’ hadisine mütenasip şekilde Aşık Yunus da İslam’da tecelli eden tüm güzellikleri aşk imbiğinden geçirerek şiirlere, ilahilere, kelimelere döktü. Vefatının üstünden tam 7 çağ geçmesine karşın Yunus Emre’yi her dem taze tutan sır işte bu aşktır” diye belirtti.


“Yunus Emre aynı zamanda güzel Türkçe’mizin de mimarıdır”


Aşk odunda pişirdiği şiirleri, ilahileri ve sözleri ile Yunus Emre’nin aşk medeniyetinin bayraktarı bulunduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yunus Emre, Ahmed Yesevi’den Hacı Bektaş’a bizim illere bir köprüdür. Anadolu’daki 700 senelik varlığımızı temsil eden gönül eridir. Bir acayip derviş, bir usta ozan, bir büyük mürşid, bir derin mütefekkirdir. Tüm davaların ötesinde ‘benim işim sevi için’ diyebilen, tüm kinlerin nefretlerin, ihtirasların haricinde ‘sevelim, sevilelim’ diyen yüce bir gönüldür.


72 millete bir göz ile bakabilmeyi öneren vicdani bir duruştur. ‘Okumaktan mana ne, şahıs Hakkı bilmektir, okuduğun bilmezsin, ha bir kuru emektir.’ Yunus Emre işte böylesine bir teslimiyet timsalidir. ‘Bir ben vardır bende, benden içeru’ diyen hakiki kişilik avcısıdır. Mal sahibi, mülk sahibi, bu şekilde de olsan ilk sahibine götürmüş olan derin bir akıldır. Dünya dediklerini bir gölgeliğe saydığı için delik delik olmuş bir yürektir. Evet, Yunus, bizim Yunus, Derviş Yunus, Aşık Yunus budur. Yunus Emre aynı zamanda güzel Türkçe’mizin de mimarıdır.


O, Türkistan’da Ahmed Yesevi ve dervişlerinin hikmetleri ile başlayan çığırı Anadolu’da daha da geliştirmiştir. O, Türkçenin aşk ve mana dili olmasını elde etmiştir. Onun bizlere bıraktığı en büyük mira, her bir dizesinin sözcük sözcük, her bir kelimesinin hece hece, her bir hecesinin harf harf saçaklanarak 700 senelik tarihimizi bizim kılan Türkçemizdir” ifadelerini kullandı.


Erdoğan konuşmasını şu şekilde devam ettirdi:


“Türkçe dilimiz kimliğimizdir. Asırlara sari kültürümüzün taşıyıcısıdır. Nihat Sami Banarlı’nın ifadesi ile ‘kelimeler asırlar süresince tek tek işlenmiş söz mücevherleridir. Türkçemiz dertlilerin ilk sızısı, şairlerin alın yazısıdır.’ Bu şekilde diyor Banarlı. Ketebe yektübü Arap’ındır, kitap yazman benimdir. Kimi zaman kalbimize akan gözyaşımız, kimi zaman içimizde yığınlanan sabır taşımızdır. Çörek otundan güneşe kadar düşüncemiz, fikrimiz, duygumuz, anlayışımızdır. Türkçemiz aşkımızın da hasretimizin de, matemimizin de dilidir. Bebeğimize ninni, atalarımızdan vecize, yiğitlenirken koçaklama ölürken ağıttır. El açtığımızda duamız, cenge vardığımızda destanımızdır. Selenge’den Tuna’ya, Yenisey’den Ceyhun’a, Nil’den dicle’ye şiirimiz, şarkımız, türkümüzdür.”


“Unutmayınız, vatanı ilkin dil, sonrasında ordu bekler”


Dilini kaybeden bir milletin hafızasını, benliğini, inancını kaybedeceğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ana dilleri ile bağları zayıflayan toplumların zaman içinde sürüleşmesi, sömürgeleşmesi, kimliksiz hale gelmesi kaçınılmazdır. Gerek dünya tarihine, gerekse Türk tarihine baktığımızda bunun sayısız örneğini görürüz. Avrupa kıtasındaki soydaş toplulukların mühim bir bölümünün dilleriyle bağları kopunca iyi mi Slavlaştıklarını tamamımız oldukca iyi bilmekteyiz. Aynı şekilde Afrika’da sömürgecilerin işgal ettikleri yerlerde insanların inançları ile birlikte dillerini de hedef aldıklarına tanık oluyoruz. Unutmayınız, vatanı ilkin dil, sonrasında ordu bekler. Bunun için Türkçemize oldukca sıkı haiz çıkmalıyız. Yalnız kendimiz haiz çıkmakla kalmamalı, Türkçemizi dünya dili haline getirmeliyiz. Yaklaşık olarak 12 milyon kilometrekarelik bir coğrafyada 250 milyonu tek millet, tek yürek, tek arzu yapan Türkçemiz, dünyada en oldukca konuşulan 5. büyük dildir. Bugün 35 ayrı ülkede ya ana dil, ya ikinci dil, ya da yabancı dil olarak Türkçe ile anlaşılabiliyor. Vatanları, bayrakları, devletleri ayrı olan yüzlerce milyon insanları aynı gönül paydasında buluşturan Türkçedir” açıklamasında bulunmuş oldu.


“Kültür emperyalizmine karşı kuracağımız en kuvvetli müdafa hattı ilk olarak dilimizi korumaktır”


Türkçeye haiz çıkılması icap ettiğini söyleyen ve ulusal bir seferberlik başlattıklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Üzülerek ifade etmek isterim ki, bugün lügatımızda bir çoraklaşma sürecini yaşamaktayız. Yabancı dile verilen ehemmiyet maalesef Türkçemizi gölgede bırakıyor. Hatta kimi yerlerde yabancı dil ile eğitim Türkçe eğitimin önüne geçiyor. Kimi üniversitelerde öğrencilerimiz bırakınız Yunus’ları, Fuzulileri, Emrahları, Reşat Nurileri, Peyami Safa yada Tanpınar’ları bile okumadan, adını duymadan mezuniyet belgesi alabiliyor. Bunun yanında gazetecilerimizden akademisyenlerimize kadar okumuş yazmış insanlarımızın bir kısmı Türkçeye yetirince itina göstermiyor.


Bilhassa toplumsal medya dili gençlerimiz içinde geçerli bir yazı diline, kontakt diline dönüşüyor. Anlam ifade etmeyen kısaltmalar, aralara serpiştirilen yabancı kelimeler, bozuk cümleler, saçma ifadeler günden güne bayağı hale geliyor. Tabelalarda, yazışmalarda ve konuşmalarda tanık olduğumuz yabancı kelime kullanma hastalığı artık geleceğimizi tehdit eder bir boyuta ulaşmıştır. İşte Kızılay Meydanı’ndan aşağıya doğru inin, tüm dükkanların tabelaları bizim dilimizi tehdit ediyor. İstanbul’un da bu şekilde, her yerde bu şekilde. Dilimizi kısırlaştıran, nesiller arasındaki iletişimi yok eden, Türkçeden ziyade nevzuhur bir kuş dilini çağrıştıran bu çürümeye dur demek mecburiyetindeyiz. Oysa dil kontakt aracı olmanın yanında en büyük zenginliktir. Yüz kelimeyle konuşan birisi ile bin kelimeyle düşünen birisi aynı değildir.


Bin kelimeyle ömrünü tüketene nazaran on bin kelime ile yaşamını devam ettiren şahıs yaşamdan on kat daha çok lezzet alır, yaşamın anlamını on kat daha çok anlamış olur, insanlığa on kat daha çok katkı verir. Bu anlayışla ulusal bir seferberlik ruhu ile çalışarak gençlerimize sözün, dilin, her biri asırlık tecrübelerin taşıyıcısı olan kelimelerin, kavramların, ifadelerin kıymetini en iyi şekilde anlatmalıyız. Kültür emperyalizmine karşı kuracağımız en kuvvetli müdafa hattı ilk olarak dilimizi korumaktır. Kendi ana dilini en doğru ve güzel şekilde konuşamayan cemiyet başkalarına da katkı sağlayamaz. Türkçeyi korumadan ne ulusal kimliğimize haiz çıkabiliriz, ne Türk dünyası ile olan bağlarımızı kuvvetli tutabiliriz ne de küresel hedeflerimize ulaşabiliriz. Dilimiz güç kaybetmiş olduğu sürece siyasal sınırlarımızın da, ortak kültür ve medeniyetimizin de haritalarda yalnızca bir çizgiden ibaret kalmasına engel olamayız.


Geleceğimize yapacağımız ön mühim yatırımlardan biri, yabancı kavramların istilası karşısında güzel Türkçemizi savunmak, geliştirmek, zenginleştirmek olacaktır. Yunus Emre ‘dil hikmetin yoludur’ diyor. Hikmet arayışımızı Türkçemizden başlatmalı, her zaman beraber ‘dünya dili Türkçe’ demeliyiz. Bunun için Yunus Emre’nin 700. vefat yılına istinaden ‘Dünya dili Türkçe’ adı ile bir seferberlik duyuru ediyoruz. Cumhurbaşkanlığı Kültür Sanat Politikaları Kurulumuz tarafınca hazırlanan 224 etkinliği 2021 yılı içinde 18 ayrı bakanlık, kurum, STK marifeti ile hayata geçireceğiz” şeklinde belirtti.

Bu bir ankara taksi haberidir.
Bu bir bursa taksi haberidir.
Bu bir antalya taksi haberidir.

İlgili Mesajlar

‘Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD Başkanı Trump’a yazdığı mektup Büyükelçi Serdar Kılıç’a teslim edildi’

haberadmin

AK Parti Çelik: ‘Yassıada zihniyeti”ni hayata geçiriyorlar’

haberadmin

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Kılıçdaroğlu’na dava!

haberadmin

Yorum Yap